11 Ağustos 2017 Cuma

Dâmbovița

Nasıl oldu anlamadım, tanıştık birdenbire...

On gün öncenin aksine varlığından haberdarım artık. Ajandamın kimi günlerine adını yazıyorum el rahatlığıyla. Halbuki henüz  seslenmiş değilim adıyla. Evin hangi odasına gidiyorsam külliyatını da alıp taşıyorum. "Kim bu?" sorusunun cevabını bulmak için dizelerini, yüzünü okumaya çalışıyorum. Bazı bazı dikkatle bakmam ondan. 

"Yol arkadaşım" diyorum "Neler oluyor?" diye soranlara, "Yol arkadaşı buldum". "Sofya'da yalın ayak yürüdü benimle, Bükreş'te nehir kenarında oturdu sigara sardı elleriyle, Varna'dan ılık Karadeniz'e bıraktık kendimizi." Bıraktık kendimizi. Hiç beklemezken, umut dahi etmezken akıl almaz bir rahatlıkla bıraktık. Meşe ağacıyla müsemma bir nehrin kıyısında "Ne çıkar" dedim içimden. "Biraz da tek başıma değil seninle birlikte yürüsem ne çıkar? Uzakuzun yollara düşsek ne fenalık var bunda?"

Balkan kentlerinin ışığa bulaşık göklerinde yıldızlar bir bir kayarken koruyorum sükunetimi. Görünen o ki meşrebim değişmiş yalnızlığımda. Temkinli olmaya çalışmadan temkinliyim. Biraz da kuşkucu bir midyeyi andırıyorum muhakkak. Âşık değilim; derinlerini, kuytu dehlizlerini görmedim henüz. O da başka türlü bir midye de ondan. Yollar çözer bizi, yollarda çözülürüz. Belki de düğümleniriz hepten. Onu da yolda göreceğiz. 


Darüzziyafe

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder