25 Mayıs 2026 Pazartesi

Aksın

Ne rahat, ne ferah dökerdim içimi şuraya 16 yıl önce. Âşıktım, başkaca da derdim yoktu. Babam ölüyor şimdi. Altı yıllık hastalığın sonunda, yoğun bakımda. Uyutuyorlar, entübe. Derdim dertlerin en güzeliymiş meğer, haberim yokmuş. Hafif değil, küçük değil fakat insanın sahip olmayı isteyeceği türden. 

Babam okurdu blog'umu. "Blog" diye bir şey olduğunu ondan öğrenmiştim zaten. Okuyamaz artık, istediğim gibi yazarım, oh. Buraya hep istediğim gibi yazdım gerçi, hiç tutmadım kendimi. Burayı ketlerimden hep bir esirgedim niyeyse.

Ölmekten korkuyordu babam, anlamıyorsunuz diyordu. Umarım duymuyordur artık korkusunu. Yine de her ziyaretimde "Sakın korkma baba, ben buradayım, kızın yanında" diye fısıldıyorum kulağına. 

Bugün biraz da bol kepçe konuştum. Gazetede yazım çıktı yine dedim, ama senlik değil konusu. Yine de bir önceki gibi okuyabilmek isterdim. Sonra, "Sana bir şiir çevirdim" dedim, kaşlarını kaldırdı "Ooo" der gibi. Dedi bence, çok içinden. Bir daha gittiğimde hâlâ orada olursa açıp okuyacağım çevirimi. Beğenmezse de diyemez nasolsa. Gerçi, beğenmediği olmadı hiç. 

Gün içinde odaklanamıyor, gün sonunda uyuyamıyorum ve bir türlü ağlayamıyorum. Yani süzülünce süzülüyor ama neden bilmem sürekli tutuyorum kendimi. Oysa şimdi yazarken ne güzel aktı. En iyisi tekrar yazmaya başlamalı. Aksın, dökülsün diye. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder