6 Mart 2012 Salı

Giden Gözlerim Oldu

Annemi telaşlandırmamanın bir yolu yok; "ben demiştim" ya da "diyorum ama dinleyen yok" demesinin önüne geçmenin de öyle. O yüzden saldım çayıra yazıyorum.


İki üç gündür gözlerimde bir sıkıntı vardı. Bir batma, bir ışığa bakamama, vampire bağlama filan. Tabi ki ciddiye almayıp "amaan geçer" dedim. Tez döneminde de olmuştu. Doktor göz nezlesi filan demişti ama ben tabi ki -anası kılıklı- paso bilgisayar karşısındayım ya hep ondan teşhisi koymuştum. AVM'lerin içinde güneş gözlüğüyle geziyordum, o derece. Bu öğlen de ofiste güneş gözlüğüyle çalışırken olacak gibi olmadığını kabul edip doktor randevusu aldım.


Bütün olayı göz olan hastaneye gittim. Taze edindiğim SSK'mın, muayenenin  bir kısmını lütfen karşıladığını öğrendim ama yapacak bir şey yok. Bakamıyorum abi, ötesi var mı? Neyse, ön tetkik için gittiğim odada çeneyi koyup alnı yaslamak gereken zımbırtılarla göz tansiyonu ölçüldüğünden lenslerimi istemeye istemeye çıkarıp oradaki bir kaba koyuverdim. İnsanın gözüne hava fıslayan zımbırtıyla imtihanımda başarısız oldum. Zaten gözümü açamıyorum, bir de dev hava dalgasına karşı duramayacaktım. "Yapamayacağım" deyip bu küçük anı gülerek de olsa dramatize etmekten geri durmadım. 


Sonrası ayrı dram. Salonun karşısındaki odaya gitmem gerekiyor, zira doktor orada ama görmüyorum, görmüyorum! Dev hava dalgaları, kum fırtınaları ve de güz yağmurları karşısında yaşadığım drama ilk elden şahit olan beyaz önlüklü genç kadın koluma girip beni salonun karşısına geçirdi, kısık gözlerle cismini seçmeye çalıştığım doktora da bir güzel emanet etti. Etti de ağzını açana kadar doktor kadın mı erkek mi anlamadım tabi. Çok tatlı bir kadınmış, onu anladım çok geçmeden. "Tam çıkıyordum, bu kadar güler yüzlü bir kız görünce durdum" diyerek odasına aldı beni. Koluna girmek suretiyle karşıdan karşıya geçirilen teyzeden kör ama mutlu çiçekçi kıza ani bir geçiş yapmış oldum böylece.


Yine benzer zımbırtılara çenemi koyup alnımı yasladım ama bu defa hava dalgası yerine ses dalgası vurdu. İlk dalga bir kelime değil ünlemdi ve "ilginç bir vakasın, seni öğrencilerime göstermek isterim" altyazısının tonlamasındaki anne evhamı beni biraz telaşlandırdı. İkinci ses dalgası, içinde "infiltrasyon", "lens" ve "oksijen" kelimeleri geçen bir cümleydi. Meali: "Yavrucuğum, sen bu gözlerin ağzına sıçmışsın. Ne yaptın, çıkarıp üstünde tepindikten sonra geri mi taktın?" demek istiyordu ama terbiyesi müsait olmadığı için infiltrasyon filan demekle yetindi. 


"Ben şimdi sana bir süre lens takma diyeceğim ama sen beni dinlemeyeceksin, o yüzden demiyorum. Az buz miyop değil, sen de haklısın bir yerde." Tamam, son cümleyi demedi ama düşündü bence.


Bir de hali hazırda pısıp kalmış gözümü öyle bir korkuttu ki biraz zorlasak kör olacağım sonucuna varabilirdik. Lens kullanamaz hale gelebilirmişim, zaten alerji finükülerleri (follik? follikler?) varmış göz kapaklarımda. Kornea desen evlere şenlik, yıkılıyor. 


Neticede, ters psikoloji midir yoksa göt korkusu mudur bilmiyorum ama kuzu kuzu "bir hafta lens takmayıveririm canım, ne olacak" dedim. Tam bir kuzu, kendimi tanıyamadım. Öyle anaç, öyle tatlı ki "aç bakayım ağzını, dolguların ne halde" dese ardına kadar açacağım ki dolgum bile yok. 


- Hiç iki ay kullanılır mı lens? Cahil insanlar olsanız neyse. Senin gibi okumuş yazmış, aklı başında çocuklar niye böyle yapıyor anlamıyorum.


- Kafamızın dikine gidiyoruz sanırım. 


- İyi bok yiyorsunuz. 
(Demedi ama aklından geçti kesin.)


Nitekim, güzel olan bir gözlerim vardı, onları da cam çerçeveyle örteceğim. Camım çizik, çerçevem ruhsuz. Gözlüğün inceltilmiş olduğu halde gözlerimi misket boyutuna getirdiğini ise aklıma getirmek bile istemiyorum (neden, çünkü normalde Türkan Şoray. Hı hı, evet). SSK'nın gözlük çerçeveleriyle arası nasıl acaba? Cevabı gelecek bölümde!




Not: Anne, iyiyim bir şey yok. Doktor birkaç damla, pomat, steroid filan verdi. Bir hafta boyunca gözlük takıp verdiği ilaçları kullandıktan sonra Salı günü kontrole gideceğim. 
Sen demiştin. Evet. 






5 yorum:

  1. sevgili ayşec.,
    geçmiş olsun, en yakında iyi olman dileğiyle ;)

    YanıtlayınSil
  2. teşekkür ederim sevgili ezgi :)

    YanıtlayınSil
  3. valla ben de senin gibi 1 aylık lensi bi 45 gün falan kullanıyorum aslında :S yapmamak lazım demek... bunu da yine yaşayarak öğrendik :)
    çok çok geçmiş olsun şekerim.

    YanıtlayınSil