1 Aralık 2011 Perşembe

Dar Zamanlar, Deryalı Günler



Kim sorarsa işe başlayacaktım. Olmadı, olmayacak gibi duruyor. Aptal gibi de sevinmiştim, herkesin birinin tavsiyesiyle işe girdiği bir dönemde, çalışan aramayan bir şirkete kendi kendime başvurmama rağmen iyi karşılandığım için. Oldu, olacak, oluyor derken olmayacak gibi duruyor işte. Haliyle karamsarlığa kapıldım, ümidimi kesmek üzereyim hatta ama beni üzen daha ziyade, bu yaşa kadar öğrenip bir güzel içselleştirdiklerimi hiç öğrenmemişim gibi davranmam. Standartlarını yüksek, beklentilerini düşük tutan, güven duyma ihtiyacı hissetmeyen, bağlanmaktan ve bağlanılmaktan fellik fellik kaçan, ertesi gün için plan yapmayan ve geleceğe dair hayaller kurmayan aklı başında bir insandım. Oysa bugün her şeyin tepeme yıkıldığını hissediyorum. Sadece iş değil.

Bir elime makası, diğer elime de saçımı alıp bir hamlede kesiverdim. Kulağımın hemen altından, omzuma zar zor değiyordu şimdi. Pişman olacak mıyım diye aynaya baktım. Biraz daha baktım, olmadım. Bir iki rötuş da yapınca hiç fena olmadı. Neredeyse rahatladım. Bu rüya ne anlama geliyor şimdi? Rüyalarda anlam arasam rahatsız edici bir şeyler kesin bulurdum. Onun yerine kuaföre gideceğim. Hem Adem Abi saçımı keserken rüyamı da yorumlayabilir.

Hayatımın kayda değer yılları boyunca düzen yıkıcı, düzen bozucu, düzen düşmanı olduktan sonra düzene özlem duymaya başlamamın hayra alamet olmadığını bilmeliydim. Gerçi sürecin böyle işleyeceğini öngörmüştüm. Öngörmek ne kelime, doğru zamanda doğru şeye hazır olmak için bir gerilla disipliniyle eğittim kendimi. Ne yaşamam gerekiyorsa yaşadım, yapmam gereken bütün hataları yaptım, ödenmesi gereken bedeli ödedim ve voila, bütün gün bir ofiste çalışıp akşamına da uzun sürmeye yazgılı ilişkisinde huzur bulan genç bir kadın olmaya hazırdım. Hayatın götüyle güldüğünü bazen duyar gibi oluyorum.

İşin komiği benim de gülesim geliyor. Bazen. Sinirden. Ya da sinirle karışık. Ben istemiştim ki…Yeteri kadar çok mu istemiyorum anlamadım ki. Elinden gelenin en iyisini yapmak sayılmıyor mu, o iş öyle olmuyor mu?


Velhasıl moralim bozuk, biraz bok gibi hatta. Cary Grant&Katharine Hepburn filmlerine verdim kendimi. Birsen Tezer ve Jülide Özçelik dinlemeye koyuldum. Dar Zamanlar üçlemesinin son kitabını boşlamıştım, ona devam ediyorum. Penceremin önündeki büyük ağaca konup konup bir anda havalanan kuşları, göğün değişen rengini izliyorum. Zaman, geçişini renk değişimlerinde ele vermeyi seviyor. Bu anlamda saçlarım göğün rengine benziyor. Biri gün içinde sürekli değişiyor, biri yıllar içinde beyazlıyor. Elimde değil, gözüm beyazlarıma takılıyor. Bunca beyaza karşın bak neredeyim hâlâ.

Bu ara tek güzel şey menekşemin çiçek vermiş olması. Bir de pişirdiğim yeşil mercimek hiç fena olmadı. İşsizliğim sürüp giderse ev işlerinde kendimi geliştirmemin önü alınamayacak zaten. Yeniden iş aramaya başlamazsam bunun sonu Deryalı Günler. 

Ayşec.’den bikbikler dinlediniz.


10 yorum:

  1. Sen daha beyaz görmemişsin. Yollayayım da beni fotoğrafa bak; siyah sayısı iki elin parmaklarının toplamının en fazla iki katı. Gür saçlı olduğumu da düşünecek olursak, beyazları siyahlara orantılandığında durumum felaket. Bu yüzden çok "bikbik" edip durma, beni de kızdırma. Kızdığımda huysuzlaşırım. Beterin beteri vardır, buna da şükür de...Şükür ne ki; boşver Saramago oku. "Kabil".. Düşündükleri buysa, altındaki kazana odun yetmez bu garibin dersin; haline şükredersin. Ah bre çocuk diye başlayasım var haberin olsun.

    YanıtlayınSil
  2. Aşk olsun, beyazlara mı hüzünleniyorum ben. Anacığımın saçları yıllardır pamuk gibi, benimkiler de öyle olsa daha ne isterim. Mesele, haybeye beyazlayan saçlar. Değirmende ağarmaları yani. Yoksa beyaz saç yakışır bana :) Tel tel pek olmuyor tabi de Adem Abi'ye gidince beyaz perçem mi yaptırtsam bilemedim ki, neyse :)

    YanıtlayınSil
  3. Pehheeeyy.. Otur da baştan anlat şimdi,yanlış anlaşılır da bu kadar mı yanlış anlaşılır diye. Anlatamadım değil, anlamamışsın.:)) Ben mi beceremedim yoksa.:) Haybeye beyazlamaz hiçbir teli saçların.Ota boka da beyazlar ki benim kızdığım da o türden olanlarıdır. Saramago diyorum, o diyorum, bu diyorum, ben kime diyorum.:)

    YanıtlayınSil
  4. Üstüme gelmeyin, ağlarım valla :) Şu bitsin, okuyacağım, söz. Ota boka beyazlamasın efendim saçlar. Efendi gibi, iyi sebepleri olsun her birinin.

    YanıtlayınSil
  5. (özet: annemin ve sevgilimin ısrarıyla ve de afla doktoraya döndüm) okuma listemden tek sayfa okumazken başka kitaplar bitirdim. az önce sevgilimden ayrıldım. rakı içiyorum (artık bugün de iznim olsun). siz kadınlar... yok, kibarılığımı bozmayacağım.

    ben bu hale düşecek adam mıydım? astronot olacaktım (evet kovayım), yeni yeni icatlar çıkaracaktım...

    YanıtlayınSil
  6. doktoraya mı döndün? vallaha mı? çok sevindim.
    ayrılık kısmı da..bilmem ki ne diyem, hayırlısı mı diyem? üzülme hiç denmez.
    bizi genelleme yalnız, bunu yapma. yaparsan da aleyhine işler, bence yapma :)

    YanıtlayınSil
  7. Bu yorum yazar tarafından kaldırıldı.

    YanıtlayınSil
  8. haa şimdi anladım. o kuralı biliyorum tabii: bir kadını övmek için bile başka bir kadınla karşılaştırma.

    YanıtlayınSil
  9. o değil de şu filmi izle
    http://www.imdb.com/title/tt1135503/

    YanıtlayınSil
  10. Nora Ephron, Meryl Streep filan...bu filmin gösterime girdiğini hatırlıyormuşum ama izlememişim nedense, tiz zamanda izlenecek, teşekkürler :)

    YanıtlayınSil